top of page

İmzaya İtiraz Davaları

Yazarın fotoğrafı: Nizamettin Sergen Atilla
Nizamettin Sergen Atilla
11 Ağu
2 dakikada okunur

İmzaya itiraz davası, özellikle icra takibine itiraz ve menfi tespit davalarında sıkça gündeme

gelen, borçlunun imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği hukuki süreçtir. Bu davalarda, ispat

yükü ve delillerin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Aşağıda, imzaya itiraz davalarının

temel aşamaları ve ilgili Yargıtay kararları ele alınacaktır.


1. İmza İncelemesi ve Bilirkişi Raporu

İmzaya itiraz davalarında en kritik aşamalardan biri, imzanın sahte olup olmadığının

belirlenmesidir. Bu süreçte:

>Mahkemeden grafoloji ve kriminal inceleme talep edilmelidir.

>İmzanın sahte olup olmadığı, bilirkişi raporu ile belirlenir.

>İtiraz eden tarafın, karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri sunması gerekir.


Yargıtay Kararı Örneği:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/5421 E., 2022/3176 K.

“İmza inkarı halinde, mahkemece imzanın aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi

yapılmalı, karşılaştırma için yeterli imza örnekleri sağlanmalı ve bilimsel veriler

ışığında değerlendirme yapılmalıdır.”

Bu karar, imzaya itiraz halinde bilirkişi incelemesinin önemini vurgulamaktadır.


2. Süreler ve Usul Kurallarına Uygunluk

İmzaya itiraz davalarında, sürelerin kaçırılmaması büyük önem taşır:

>İcra takibine itirazda, imzaya itiraz yedi gün içinde yapılmalıdır (İİK m. 62).

>Mahkeme aşamasında, deliller süresinde sunulmalı ve usule uygun hareket edilmelidir.


Yargıtay Kararı Örneği:

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2020/4567 E., 2021/3125 K.

“İmza inkarına dayalı itiraz, kanuni süresi içinde yapılmalıdır. Süresinde yapılmayan

imzaya itiraz, borçlunun takipten kurtulmasını sağlamaz.”

Bu karar, sürelere riayet edilmemesi durumunda borçlunun itiraz hakkını kaybedeceğini

göstermektedir.


3. Karine ve İspat Yükü

Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) göre, senet altındaki imzanın borçluya ait olduğu karine olarak

kabul edilir.

TTK madde 7 uyarınca, bir belgedeki imzanın ilgili kişiye ait olduğu varsayılır.

Bu nedenle, imzaya itiraz eden taraf, imzanın sahte olduğunu ispat etmek zorundadır.

İmzayı atan kişi, sahtecilik iddiasını ispat edemezse, senet geçerli kabul edilir.


Yargıtay Kararı Örneği:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3412 E., 2020/5123 K.

“Senet altındaki imzanın borçluya ait olduğu karine olarak kabul edilir. Bu nedenle,

imzanın borçluya ait olmadığını iddia eden tarafın, iddiasını somut delillerle ispat

etmesi gerekir.”

Bu karar, imzanın aidiyetine ilişkin ispat yükünün borçluya ait olduğunu açıkça ortaya

koymaktadır.


4. Karşı Tarafın Savunması

Alacaklı, imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlamak için çeşitli deliller sunabilir:

>Noter tasdikli belgeler

>Tanık beyanları

>Diğer yazılı deliller

Alacaklının güçlü deliller sunması halinde, imzaya itiraz eden tarafın iddiası zayıflayabilir.


Yargıtay Kararı Örneği:

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2018/4123 E., 2019/2789 K.

“Alacaklı tarafından noter tasdikli belge sunulması halinde, borçlunun imzaya itirazı

ancak güçlü ve somut delillerle desteklenmelidir.”

Bu karar, noter tasdikli belgelerin, alacaklı lehine güçlü bir ispat aracı olduğunu göstermektedir.5.


Hapis Cezası Riski

Eğer borçlu, haksız yere sahtecilik iddiasında bulunursa, haksız fiil sorumluluğu doğabilir ve

Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç teşkil edebilir.

Haksız imza itirazı, kötü niyetli olarak kabul edilirse tazminat sorumluluğu doğabilir.

Bilerek sahte imza kullanıldığı tespit edilirse, resmi belgede sahtecilik suçu (TCK m.

204) gündeme gelebilir.


Yargıtay Kararı Örneği:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2021/376 E., 2022/1189 K.

“Gerçek bir borcun inkar edilmesi ve imzanın aidiyetine ilişkin gerçeğe aykırı

beyanlarda bulunulması, kötü niyetli davranış olarak değerlendirilmiş ve haksız fiil

sorumluluğuna yol açmıştır.”

Bu karar, haksız yere imzaya itiraz edilmesinin, kötü niyetli bir eylem olarak

değerlendirilebileceğini göstermektedir.


Sonuç

İmzaya itiraz davalarında:

-Delillerin güçlü olması,

-Sürelere riayet edilmesi,

-

Bilirkişi raporlarının detaylı incelenmesi büyük önem taşır.

Yargıtay kararları da göstermektedir ki, imza inkarı sadece somut ve güçlü delillere dayanıyorsa

başarıya ulaşabilir. Aksi halde, borçlunun imzaya itirazı hukuki ve cezai yaptırımlara yol açabilir.

Bu nedenle, imza inkarı davası açmadan önce hukuki danışmanlık alınması kritik öneme

sahiptir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page